Yakıt fiyatları her geçen gün artmaya devam ediyor. Mercedes-Benz, BMW ve Audi yakıt tasarrufu konusunda kompakt sınıftaki benzinli modellerini dizginlemeye çalışıyor. Bakalım hangisi daha az yakıt tüketecek?

Sürekli yükselen yakıt fiyatları otomobil kullanıcılarını olumsuz etkiliyor. Bu durumda benzin istasyonlarını unutturan bir otomobil kim istemez ki? Otomobil sürücüleri olarak bizler yükselen yakıt fiyatlarından yakınırken, otomobil üreticileri de boş durmuyor elbette. Neredeyse her otomobil üreticisi tasarruflu otomobil üretimi konusundaki çalışmalarını son hızla devam ettiriyor. Avrupa Birliği’nin belirlediği CO2 emisyon değerleri de az yakıt tüketimini doğrudan etkileyen faktörler olarak tasarruflu motor üretimi konusunda tetikleyici rol oynuyor diyebiliriz. BMW tasarruf konusunda “Efficient Dynamics” isimli bir dizi teknik önlem sunuyor. BMW’nin bu önleminde motor, kırmızı ışık veya duran trafikte otomatik olarak kapatılıyor. Direksiyon hidroliği gibi enerji kullanımını arttıran yardımcı sistemler sadece ihtiyaç duyulduğunda otomotik olarak devreye giriyor. Ayrıca fazla güç gerektiren kalkışlarda veya hızlanmalarda şarj dinamosunun motorla bağlantısı otomotik olarak kesiliyor. Böylece motora binen yük azaldığı için daha az yakıt tüketimi gerçekleşiyor. BMW’nin bu önlemler paketini 116i’nin giriş modelinde bile sunması büyük bir avantaj (Türkiye’ye ithal edileceği günleri bekliyoruz!). Mercedes-Benz’de tasarruf paketinin adı “Blue Efficieny” olarak belirlenmiş. Bu paket tüm Mercedes-Benz modellerinde uygulanmıyor, sadece bazı motor versiyonlarında gündeme alınmış. Örneğin, benzinli A Serisi giriş modeli küçük bir ücret karşılığında Blue Efficiency’ye dönüştürülebiliyor. Blue Efficiency’de standart modele göre daha hafif tekerlekler ve BMW’deki Start-Stop Sistemi kullanılıyor. Audi firması bu tür teknik yöntemleri kullanmak yerine motorları geliştirerek tasarruf sağlamaya çalışıyor. Diğer bir deyişle yakıt tüketimini azaltmak için turbo destekli düşük hacimli motorlar üzerinde duruyor.

bmw 1 serisi

Pratikte BMW, 7.7 lt/100 km’lik yakıt tüketimiyle bir adım önde gidiyor. BMW’yi 7.9 lt/100 km ile Mercedes-Benz ve Audi takip ediyor. Test tüketim değerlerinin fabrika değerlerinin 2.0 lt/100 km üstünde olduğu dikkate alındığında test tüketim değerlerinin aslında çok da iç açıcı değerler olmadığı söylenebilir. Bu noktada beklentiler ile gerçekler birbirinden ayrılıyor. Her üç otomobilin sürüş performansları birbirinden çok farklı. A3, turbo desteği sayesinde daha atak bir performans sergiliyor. A3’ün 1.4’lük motoru 2.0’lik motor hissi vermesinin yanı sıra vitesler arası performansı da çok iyi. Özellikle orta devirlerde sergilediği ataklık ve çekiş gücü göz dolduruyor. A 150 ve 116’ide bu çekiş gücü ve ataklığı görmek mümkün değil. Bu üç otomobili sürüş performansı açısından değerlendirdiğimizde en zayıf otomobilin 95 HP’lik A 150 olduğu görülüyor. 0-100 km/s hızlanmasını A Serisi 13.8 saniyede, 1 Serisi 11.8 saniyede ve A3 10.1 saniyede tamamlıyor. 1.5 lt’lik A 150, rakiplerine göre atak olmadığı için bu bölümde sınıfta kalıyor. 1 Serisi’nin hızlanma performansı da çok iç açıcı değil. BMW’de beklenen dinamiklikten eser yok diyebiliriz. Maksimum hız değerleri açısından 204 km/s ile BMW arayı kapatmaya çalıssa da BMW’nin yakıt tasarrufu sağlama amaçlı görev yapan vites değişim göstergesi durkalklardan sonra biraz kafa karıştırıyor. Mercedes-Benz’in Start-Stop Sistemi de zihinleri zorlamıyor değil. Devreye sokabilmek için vites boşa alındıktan sonra fren pedalını basılı tutmak gerekiyor; aksi halde devreye girmiyor.

Slalom testinde BMW, arkadan itişli olmanın getirdiği avantajla direksiyon sisteminde rakiplerine göre daha iyi performans sergiliyor. Arkadan itiş özelliği onu sınıfında eşsiz kılsa da, bu motorun şehir içinde gösterdiği düşük performansa olumsuz olarak yansıyor. Süspansiyon sistemi genelde iyi olmasına rağmen bozuk zeminlerde biraz rahatsızlık verebiliyor. Özellikle bozuk zeminlerde arka aks fazla sallandığı için ESP devreye giriyor. Bu durum arka bölüm yolcularını olumsuz etkiliyor. Bozuk zeminlerde Audi’nin süspansiyon sistemi daha iyi performans sergiliyor. Audi’nin sert süspansiyon sistemi bozuk zeminleri kolayca yutuyor. A Serisi’nde durum pek iyi görünmüyor. Yumuşak süspansiyon sistemi adeta bir fayton gibi tüm yarık çukurları yolcularına hissettiriyor. Orta dereceli çukurlardaki rahatsız edici takırtı sesleri de çabası.

mercedes benz a sinifi

BMW ve Audi vites geçişleri ve direksiyon sistemi açısından rakipleri Mercedes’e göre daha iyi. Şehir içinde A Serisi direksiyon sistemi büyük kolaylık sağlıyor fakat uzun yol ve yüksek hızlarda direksiyonun sertleşmesi yetersiz kalıyor. Otomobilini otomatik olarak park etmek isteyenler için otomatik park asistanı opsiyonel olarak sunuluyor. Uygun park alanını tarayan bu sistem otomatik olarak park boşluğuna otomobili park ediyor. Sürücüye sadece gaz ve fren pedalına dokunmak kalıyor. Audi de bu sistemi opsiyonel olarak sunuyor. BMW’de ise bu sistem mevcut değil. Günlük yaşamda A serisi gerekli fonksiyonelliği ve konforu sunuyor. Sinyal ve uzun far dışında silecek fasıla ayarının yapılabildiği çok fonksiyonlu kol Mercedes’in vazgeçilmez özellikleri arasında yer alıyor. Sesli komut algılayıcı Linguatronic sistemini de unutmamak gerekiyor. Direksiyon arkadasındaki koldan aktive edilen sistem ile radyo ve navigasyon, sesli komutlarla kımanda edilebiliyor. Audi ve BMW’deyse çevirmeli anahtarlar görev yapıyor. Audi’de bu sistemin adına MMI (Multi Media Interface) deniliyor. BMW’de bu sistemin adı iDrive. Kısa bir alışma süresinin ardından kolayca kumanda edilebilen bu sistemler sürücüsüne büyük kolaylık sağlıyor. MMI’ın kumanda butonu, ekran ve diğer butonlarla aynı yeri paylaşıyor. Otomobile giriş en kolay A Serisi’nde gerçekleşiyor. Yüksek oturma pozisyonu ve büyük kalıplar A Serisi’ni rakiplerinden ayıran özellikler arasında yer alıyor. BMW’nin arka bölümüne geçmek biraz zahmet gerektiriyor. Audi’deyse kafanızı vurmamak için dikkat etmeniz gerekiyor. A serisi koltukları yeterli konforu sunuyor olmasına rağmen yanal desteği zayıf kalıyor. Audi’de konfor ve yanal destek yüksek seviyelerde tutulmuş. BMW’deyse ön bölümde konfor ve yanal destek çok iyi fakat arka bölümde diz, baş ve omuz mesafesi dar tutulmuş. Bagaj hacmi açısından da BMW rakiplerinin gerisinde kalıyor. A Serisi, tasarımı gereği en yüksek bagaj hacmini sunuyor. Ayrıca arka koltuk sırtlıklarının düz bir şekilde katlanması artı puan kazandırıyor. Kısaca A Serisi en verimli ve yükseklik ayarlı bagaj alanına sahip. Audi’deyse yıkanabilir bagaj havuzu opsiyonel olarak sunuluyor. Tüm bu özelliklerin, bu otomobilleri daha tasarruflu yapmadığı bir gerçek. Bizce otomobil üreticilerinin tasarruf konusunda daha çok çalışmaları gerekiyor.

Audi A3 1.4 t fsi

Türkiye ithalatçıları da bu otomobiller hakkında farklı fikirlere sahipler. Borusan Otomotiv, 116i’nin manuel şanzımanlı versiyonunu sipariş üzerine ithal ediyor. Otomatik şanzımanlılarda da ekonomi tedbirleri belirli bir ölçüde olsa da bunları Türkiye’de çok kısıtlı bir oranda alabiliyorsunuz. Mercedes-Benz A 150 de sipariş olduğu takdirde manuel şanzımanlı olarak ithal ediliyor. Işte bu noktada Premium kompakt sınıfın satış fenomeni olan Audi A3 Sportback bir kez daha öne çıkıyor. Ağustos aylarının sonlarına doğru 24.600 Euro’dan başlayan fiyatlarla ithal edilmeye başlanacak olan A3, belki de ekonomi yapmak isteyen Premium kompakt alıcılarının gerçek anlamdaki tek seçeneği olacak. Elbette 1.4 TFSI motor seçeneklerinde!