Audi R8 V10 vs Gallardo LP560-4

Audi, R8’i şimdi 518 bhp’lik 5.2-litre bir V10’la sunuyor. Peki ama bu motor çekici coupé’yi abisi Gallardo LP560-4 gibi gerçek bir supercar’a dönüştürüyor mu?

V10 motorlu yeni Audi R8 ‘in şüpheciler için üretildiği gibi bir düşünce var; V8 R8’e yöneltilen onca övgü ve Ingolstadtlı’ların tüm Le Mans başarılarına rağmen, Audi’nin hala gerçekten harika bir supercar üretebileceğine ikna olmamışlar için.

Ben mi? Benim ikna olmaya ihtiyacım yok, ama şüphecilerin şüphelerinin nereden kaynaklandığını görebiliyorum. Bazıları için orijinal Audi R8 ‘in yeterince cesur, yeterince ‘supercar’ olmadığını, ve 24-saat zaferlerine rağmen de Audi’nin – örneğin bir Porsche’ninki gibi – zor kazanılmış ve içine işlemiş güvenilirlikten yoksun olduğunu anlayabilirim. R8’in direksiyonun arkasına geçen çok kısa bir süre onun aslında son derece iyi bir otomobil olduğunu anlamanıza, ve biraz daha uzun bir süre de dinamik açıdan ne kadar sıradışı olduğunu takdir etmenize yetiyor (bu süreyi piste çıkarak belirgin biçimde kısaltabilirsiniz). Gene de tüm dinamik hünerlerini derinden tecrübe etmiiş olmalarına rağmen, bazıları için hala bir şeylerin eksik kaldığını farkedebiliyorsunuz. Tek başına küçük olan şeyler, fakat toplanıp bir araya getirildiklerinde oluşturdukları bir sözcük var: “tutku”.

Audi R8 V10 vs Gallardo LP560-4

Audi R8 ‘le ilgili her şey makulün üstünde; dış tasarım, iç mekan atmosferi, performans, ses, yol tutuş ve sürüş. Güzelce işlenmiş bir kalite de mevcut. Eksik kalansa bir otomobili karşı konulamaz kılan, ona karakterini veren saf, cüretkar, serbest bırakılmış tutku. R8, Audi’nin ortadan motorlu bir supercar kalıbını doldurduğu tüm hassasiyeti ve değeri simgeliyor. Harika bir otomobil, fakat bir İtalyan egzotiğinden ziyade bir NSX türünde.

Yeni R8 V10 buna hitap ediyor. Fakat görsel olarak değil; her ne kadar yan hava girişleri daha fazla hava emebilmek adına genişletilmiş, ön ve arka havalandırma kanallarının arası açılmış ve 19″lik yeni kıvrımlı jantlar eklenmiş olsa da. İç mekanda da değil; her ne kadar kapılardan başlayıp, gösterge panelinin etrafından dolaşıp orta konsolda son bulan – ve isteğe bağlı sunulan – karbonfiber kaplama, hatasızca dikilmiş deriyle birleşiyor olsa da.

Audi R8 V10 vs Gallardo LP560-4

Hayır, R8’in güvenilirlik basamaklarını tırmanmasını ve hakiki supercar sahasına girmesini sağlayan, tahmin edileceği gibi 518 bhp’lik 5.2-litre V10’u. Audi’nin söylediğine göre bu motor R8’i 100 km/s’ye 4 sn’nin altında, 200 km/s’ye 12 sn’de çıkıyor ve yaklaşık 320 km/s son hıza ulaşmasını sağlıyor. 414 bhp’lik FSI V8 gibi bu direkt enjeksiyonlu V10 da, yüksek alt devir torkuyla (yüzde 80’i neredeyse rölantiden itibaren kullanıma hazır) 8700 d/d’ya kadar uzanan kuvvetli üst devir vahşetini bir araya getiren uzun strok tasarımına sahip. Pek tabii, hafifçe sessizleştirilmiş, genizden gelen bir çığlıkla hayat bulan daha ilgi çekici ve egzotik melodiyi de repertuvarına ekliyor.

Fazlası da var. Daha güçlü motora uyum sağlamak için şasi daha keskin ve iletişimi daha iyi, ve bunu neredeyse daha direksiyonu ilk çevirişinizden itibaren farkediyorsunuz. Direksiyon ağırlaşmış, ancak bu güç desteğiyle sahnelenmiş bir oyundan ibaret değil zira ardında arabanın burnunun asfalta daha fazla yapıştığının mutluluk verici hissi mevcut. Bu, bir diğer dört-çekişli ve ortadan V10 motorlu supercar’ın ön tarafının verdiği hisse benziyor, fakat buna biraz sonra geleceğiz.

Sürüşü de daha keskin ve tüm bunlar bir araya geldiğinde V10’a daha farklı, daha sportif bir hava veriyor. V8’in daha yumuşak süspansiyonları ve daha hafif, nazik direksiyonu onu ortadan motorlu bir GT sınıfına sokarken V10 daha ziyade… bir GT3 (foto galerinin sonundaki yarışçı R8 LMS’ye bir göz atın). quattro GmbH’nin başındaki Stephan Reil’in söylediğine göre V10’un ayarları; sıkılaştırılmış yaylar ve süspansiyonlar, daha kalın arka viraj denge çubuğu ve daha yüksek torkla başa çıkabilmek için kilitlenme noktası yukarı çekilmiş sınırlı kaydırmalı diferansiyelle, genel anlamda daha sert. Hepsi bir bütün olarak V10’un yol tutuşunu daha zinde kılıyor; Reil’in ifadesiyle “hangi noktada bulunduğunuzun bir uyarısı” olan limitteki hafif önden kaymayla birlikte.

Audi R8 V10 vs Gallardo LP560-4

İspanya’daki Costa del Sol’un havası bize pek nazik davranmıyor. Kıyı şeridinin ardındaki tepelerde hava soğuk, yağmurlu ve sisli. Bu şartlarda bile 5.2-litrelik R8, içinde bulunmaktan keyif alınan bir yer. Nappa deri iç mekanının işçiliği son derece iyi ve dinamikleri de aynı şekilde pürüzsüz ve iyi ayarlanmış hissettiriyor. Marbella’daki bozuk asfaltta süspansiyonu sert hissettirdi fakat en kötü zeminleri ütülemeyi becerdi, ve şimdi uzun, rahat adımlarla ilerlediğimiz “Ronda Road”un pürüzsüz ve kıvrımlı yollarında nefis bir şekilde direkt ve dengeli hissettiriyor. Ta ki nadir karşılaşılan uzun düzlüklerden birini sömürmek için gaz pedalını tabana dayadığımız ana kadar…

V10 aniden koca bir tekme ile sizi zahmetsiz ve istikrarlı bir şekilde ileri fırlatıyor, çılgına döndüğü ana dek. Bu an, azami torkun üretildiği 6500 d/d civarına tekabül ediyor ki bu esnada kalın arka Pirelli’ler bu kaygan zeminde motorun acelesine ayak uyduramayarak boşa dönmeye başlıyor, arka taraf da ASR devreye girene kadar birkaç derece yana kayıyor.

Evet, bu daha keskin bir otomobil, ve Reil’in söz verdiği gibi, ön tarafın virajlarda hafifçe tutuşunu kaybettiğinin uyarısı size direksiyonun ağırlığındaki azalmayla iletiliyor. Tam bu anda sağ ayağınızı biraz sertçe bükecek olursanız, hızlı çalışan ve iyi ayarlanmış ESP’nin müdahalesinden hemen önce arka taraf aynı hızda kendini bırakacak. Kuru zeminde yanlamanın en az V8’le olduğu kadar kolay olacağını düşünüyorum çünkü her ne kadar motorunda 31 kg fazla ağırlık taşısa da, V8 kadar dengeli hissettiriyor ve ön tarafı yere daha bile fazla tutunuyor.

Audi R8 V10 vs Gallardo LP560-4

V10’un donanımı V8’den daha zengin ve Audi’nin Konfor ve Spor ayarlarını içeren “Magnetic Ride” süspansiyonlarını taşıyor. İki ayarı karşılaştırmak için elimi düğmeye doğru uzattığımda gördüm ki bizim test aracımız sabit süspansiyonlarla donatılmış – ücretsiz bir opsiyon bu. İki ayarı da denemiş olan meslektaşım John Simister bana bu süspansiyonların Magnetic Ride’ın Spor seçeneğine denk geldiğini ve Konfor ayarını nadiren özleyeceğimi söylüyor. Kuşkusuz özlemedim.

V10’un V8’den çok daha fazla alt devir gücüne sahip olduğuna şüphe yok, ve bunu aynı zamanda daha doğrusal bir biçimde kullanıma sunuyor. Son hamlesiniyse azami torkun üretildiği devirlerden, tüm gücünü verdiği 8000 d/d’ya kadar pürüzsüz ve ısrarlı bir biçimde tırmanarak yapıyor. Sırf heyecanı için 8700 d/d’ya kadar çıkartın: sesi olağanüstü. Ancak halen diğer çoğu V10 gibi üstüne düşülmediği zamanlarda, kulakları çınlatan orta frekansların ve tizin yerini yumuşak baslara bıraktığı, daha ziyade monoton ve hüzünlü bir melodisi var. İsteğe bağlı sunulan R-Tronic şanzımansa otomatik modda gaza sabit bir şekilde bastığınızda, kullanabileceği en üst vitese doğru birer birer hızlıca geçerken motorun sesini gitgide boğuklaştırarak, sürüşe daha fazla melankoli katabiliyor.

Standart manuel şanzıman tamamen aynı oranları içeriyor ve vites kolu açık yollarında gezinirken memnun edici direktlikteki metalik işleyişiyle kullanımı keyifli kılıyor. Gene de Spor moddaki R-Tronic, 0’dan 200 km/s’e 12 sn’de (saf manuel 12.3 sn) çıkıyor, ama onu seçme sebebimiz bu değildi.

Bu yaz İngiltere’ye geldiğinde R8 V10 £99,575’e satılacak – bir 911 Turbo’yla aşağı yukarı aynı. Ancak halen daha ilginç olan karşılaştırma Audi’nin kuzeniyle, Lamborghini Gallardo LP560-4’le olanı. Benzerlikler temele kadar uzanıyor: ikisi de aluminyum gövde ve şasiye sahip, aynı V10 motoru ve otomatikleştirilmiş manuel şanzımanı taşıyorlar. Motorları arasındaki tek fark hava filtreleri, egzozları ve ECU ayarları – Audi’nin de 552 hp’si olabilirdi. Şanzımanlarınınsa yalnızca yazılımı farklı. Acaba Audi, azgın İtalyan akrabasının altını mı kazıyor? Peki R8 V10, ucuz bir Gallardo mu?

Audi R8 V10 vs Gallardo LP560-4

Pek tabii V10 R8, supercar statüsünü zorlayan bir R8 performansıyla V8’den daha ciddi bir teklif; ancak rakamların pek de yeterli gelmediğini farketmeniz için tek yapmanız gereken onu bir Gallardo’nun yanına park etmek. Gözleriniz Lambo’nun keskin köşeli drama ve cüretkarlığından, yuvarlak hatlı Audi’ye süzülüyor ve her ne kadar oranları benzer, hava giriş ve çıkışları da hemen hemen aynı yerlerde olsa da, R8 düpedüz gölgede kalıyor.

Esasında, Gallardo’nun kokpiti biraz sıradan ve hafif bir düş kırıklığı; fakat dış tasarım, yüksek bel çizgisinin kalın sütunlarla birleşmesiyle, ilaç kutusuna benzer bir şekil oluşturuyor. Bir supercar’ın korkutucu olması gerektiğini düşünüyorsanız iyi, fakat R8 ortadan motorlu alçak bir otomobil için genel olarak harika görüş açıları sunuyor.

Lambo’yu çaıştırdığınızda onun bambaşka bir V10’a sahip olduğunu düşünebilirsiniz. Bir yandan yıldırım düşerken diğer yandan da ormandaki tüm kurtlar uğuluyor sanki, ve eğer egzozunda valfler varsa, görünen o ki takılmış ve açık pozisyonda kalmışlar. Devamlı olarak aç ve sinirli sesler çıkarıyor, aynı şekilde de davranıyor. R8’in harika gaz tepkileri var fakat Gallardo sanki elektroşok verilmişçesine ileri fırlıyor, sizi koltuğa daha kuvvetli bastırıyor. Biraz matematik yaptığımızda, R8’in harika 325 bhp/tonluk değerinin daha çarpıcı 374 hp/tona ulaşırken, 34 bhp artış ve 120 kg düşüşün birlikte şaşılacak şekilde etkili olduğu görülüyor.

Vites geçişlerindeki rafinelik hiçbir zaman Gallardo’nun en iyi özelliklerinden biri olmadı ve R8 de bunu iyice göz önüne çıkartıyor. Ayrıca Audi’nin kısa vites kolunda + ve – içgüdüsel olmayan bir biçimde yerleştirilmiş olabilir fakat geri vitese geçmek için Lambo’daki gibi kontrol panelinde üstünde kocaman “R” yazılı bir düğme aramak yerine Audi’deki gibi orta konsola bir el atmak çok daha doğal. Audi’nin puanları hanesine kolayca yazdırdığı bir diğer alan fren hissi. Bu arabada isteğe bağlı sunulan karbon-seramik diskler (£6995) mevcut ve işleyişleri biraz daha sivri olabilir, fakat Gallardo’nun aksine en azından viraj giriş hızlarını düzenlemek için fren pedalına uygulanan hafif kuvvetlere güven verici tepkiler gösteriyor.

Ancak belki de en büyük sürpriz, bu arabaların yolda ne kasar farklı hissettirdikleri. V10 R8‘in şasisi V8’inkine oranla çok daha sert ve direkt, ancak gene de bu ıslak yollarda Gallardo’nunkiyle karşılaştırıldığında daha fazla esnekliğe ve hissiyata sahip. LP560 daha sert gibi gözüküyor ve yoldaki her türlü pürüzü sürücüsüne aktarırken bir yandan da zeminle daha az iletişim içinde hissettiriyor. Tabii ki hızlı ilerliyor, fakat önden kaymaya ve arka lastiklerini boşa döndürmeye daha hevesli. Audi’yse aynı sürati görece kolaylıkla koruyor. Elbette daha kesin bir sonuç için kuru yollarda daha kapsamlı bir karşılaştırma, hatta belki de pistte bir gün ve epik bir sürüş ayarlamalıyız…

Bariz kusurlarına ve fiyatına rağmen, Lamborghini çok daha fazla arzu edilen otomobil, gerçek supercar, tutkunun maddeye dönüşmüş hali. R8 V10, Audi’yi Lamborghini’nin sahasına yaklaştırıyor fakat bir tehdit söz konusu değil; bu ikisi Audi’nin ürün gamında zeytinyağı ve balsamik sirke kadar farklı yerlerde bulunuyorlar.

Yanlış anlaşılmasın; R8 V10, 911 Turbo’ya gerçekten zor anlar yaşatacak ve potansiyel Aston DB9 ya da Mercedes SL63 AMG müşterilerinin ilgisini çekecek kadar harika bir otomobil. Ve halen, V10’un gerçekten yenmesi gereken esas otomobil orijinal R8 V8.

Fiyat olarak, aradaki fark büyük – £77K’ya karşı £99K. Audi’nin söylediğine göre V10’un üstünde, V8’de isteğe bağlı sunulan navigasyon, yüksek kaliteli müzik sistemi ve Magnetic Ride süspansiyon da dahil olmak üzere £10K’dan fazla değerde donanım var. Yeterince adil, ancak ben V10’un R8’i bariz biçimde daha fazla arzu edilen bir otomobil kılıp kılmadığını merak ediyorum. Elbette daha keskin bir sürücü otomobili, motor sorunsuzca doğruları yerine getiriyor ve supercar kriterlerine göre silindir sayısı onun tarafında, fakat ben çıkardığı sesten çok da tatmin olmadım. Ayrıca V8’in gücünü aktarış biçiminin daha karakterli olduğunu düşünüyorum; 6000 d/d’da ikinci kez atağa kalktığı ve kırmızı çizgilerin başladığı 8000 d/d’ya saldırdığı her an heyecan verici. Sorun şu ki, bir kez 500 bhp’nin üstünde bir R8’i tattınız mı, bir daha geri dönebileceğiniz konusunda kuşkuluyum…

John Barker